11 Ağustos 2012 Cumartesi

Doğum Sancıları III - Ne Yapabilirim?


   Pekâlâ, doğum sancıları hakkında az çok bilgilendik, onları anladık ve kabullendik diyelim. Sadece bu bile onlarla olan ilişkimizi doğrudan etkileyebilecek önemli bir faktördür, ama yine de, sancı sancıdır. Nasıl baş edeceğiz?
   Ağrıyı azaltıcı ya da tamamen yok edici medikal yöntemler bir sonraki yazının konusu. Bu yazıda kısaca doğum sancılarıyla başa çıkmak için neler yapılabileceğinden bahsedeceğiz.

Kendini Tanı
   Her insanın ağrı eşiği farklıdır. Acıya ne kadar dayanıklı biri olduğunuzu az çok biliyorsunuzdur. Kadınlar için referans alınabilecek sancılardan biri, adet sancısıdır mesela. Adet dönemleriniz sancılı geçiyorsa, bu sancılar olduğunda ne yapıyorsunuz? Ne iyi geliyor? Ya da herhangi bir ağrı çektiğinizde, baş ağrısı, diş ağrısı, böbrek sancısı vs… Tepkiniz ne oluyor? Neye ihtiyaç duyuyorsunuz?

   Bu ufak tefek ipuçları doğumda sancıyla baş etme yöntemlerinden hangisini seçeceğiniz konusunda size rehberlik eder. Onlarca yöntem vardır ve 9 ay, hepsini deneyip öğrenmek için çok da uzun sayılmaz… Ağrıyla ilişkinizi yeniden keşfetmek, doğuma hazırlık sürecinde size düşündüğünüzden daha fazla yardımcı olacaktır.
   Bu keşif için kullandığımız yöntemlerden biri de buz küpleri. İki elinize aldığınız birkaç buz küpünü 1-2 dakika tutmaya çalışırsınız, buzlar acı verir ancak size zarar vermez.  Buzlar elinizdeyken rahatlama tekniklerini deneyebilirsiniz.

Kararlı Olmak
   Tek başınıza ya da size eşlik edebileceğini düşündüğünüz partnerinizle/dostunuzla oturun ve hayal edin: Kendinizi nasıl doğururken görmek istiyorsunuz? Bir sancı geldiğinde, ne yapıyorsunuz? Başkalarından neler bekliyorsunuz? Sancı anında nelere ihtiyaç duyuyorsunuz?
   Doğum ile ilgili bilgileri, inançları gözden geçirmek de bu süreçte faydalıdır. Oturup doğum ve sancılar ile ilgili inançlarınızı, düşündüklerinizi kısa maddeler halinde, hızlıca, çok düşünmeden yazmak; daha sonra bu inançlarınız üzerinde çalışmanız için size fırsat verecektir.
   Özellikle ilk kez doğum yapacak olan kadınlar için bu biraz zaman alabilir, ama yine de doğum sancıları ile ilgili fikrinizi netleştirebilmek, onlarla nasıl başa çıkılacağı konusunda oldukça yardımcı olacaktır.

Güven Duygusu
   Kendinize ne kadar güvendiğinizi tarttıktan sonra düşünün, partnerinizin desteği konusunda neler hissediyorsunuz? Varsa doğum destekçiniz size ne şekilde yardımcı olacak? Doktorunuza/ebenize ne kadar güveniyorsunuz?
   Doğumdan önce, doğumunuza katılacak kişilerle bunları konuşmanız ve netleştirmeniz, kendinize olan güveninizi de olumlu yönde etkileyecektir. Çekinmeden sorun, doğru soruları sorun. Acıyla baş etmek için tercih edeceğim yöntemleri uygulayabilecek miyim? Doktorum dolaşmama izin verecek mi? Dayanamayacağımı düşündüğümde ağrı kesici alabilecek miyim? Doğum destekçim/doulam hep yanımda olacak mı? Aklınıza gelebilecek her şeyi sorun ve emin olun.
   Doğum sırasında kendinizi güvende hissetmeniz doğumunuzu kolaylaştıracaktır. Daha az stres hormonu demek, daha kısa ve kolay sancılar demek!

Düzenli Pratik
   Doğuma hazırlandığınız süre boyunca tercih edeceğiniz hazırlanma yöntemlerini ciddiye almalısınız. Ağrılarla başa çıkma teknikleri öğreniyorsanız, bunları düzenli olarak uygulamanız ve alışkanlık kazanmanız gerekir. Nasıl nefes alacağınıza doğumda karar veremeyebilirsiniz! Önceden bol bol pratik yapmış olmak, güven duygusu oluşmasına yardımcı olacak ve sancılarla daha iyi başa çıkmanıza yardımcı olacaktır.

Maneviyat, Huzur
   Her kadının muazzam bir iç dünyası vardır... Doğumda yardımcı olabilecek en iyi şeylerden biri, sizi siz yapan şeylerle bağlantı kurmaktır. Dinlediğiniz bir müzik, sevdiğiniz bir resim, yanınızdan ayırmadığınız bir eşyanız, dilinizden düşürmediğiniz dualarınız… Bunların hepsi size her şeyin yolunda olduğu hissini vermeye yarayan şeylerdir. İç dünyanızla hamilelik sürecinde bol bol haşır neşir olmaya fırsatınız olacak, doğururken sizi rahatlatacak olan şeyleri içgüdüsel olarak biliyorsunuz zaten. Bunları bulun. Ve kullanın.

Teknikler
   Doğumda ağrıyı azalttığı bilinen, dünyanın her yerinde kullanılan teknikler vardır. Nefes, dans, yoga hareketleri, masaj, ılık banyo, odaklanma biçimleri; bunlar ve daha fazlası hakkında doğuma hazırlanırken fikir sahibi olabilirsiniz. Seçeceğiniz yöntemlerden birkaçı veya hepsi, doğru bir şekilde uygulandığında, sancılarınızı daha kolay atlatmanızı sağlayacaktır.
   Doğuma hazırlık kurslarına katılarak, konuyla ilgili kitapları okuyarak ya da size rehberlik edecek bir doula eşliğinde bu teknikleri öğrenebilir ve uygulayabilirsiniz. Unutmayın! Bedeniniz ne yapacağını gayet iyi biliyor. Nasıl doğuracağınızı öğrenemezsiniz, yalnızca keşfedebilirsiniz

10 Ağustos 2012 Cuma

Doğum Sancıları II - Neden Oluyor?


   Doğum sancılarının fiziksel olarak nasıl oluştuğunu öğrenmek herkese iyi gelmeyebilir! Bazı kadınlar için olayın teknik detaylarını, bilimsel açıklamalarını bilmek faydalı olsa da, bazı kadınlar vücudunda gerçekleşen bunca aktiviteyi korkutucu bulabilir. Böyle bir durumda, bilgiden kaçınmak yerine bu bilgileri olumlu bir desteğe çevirebilmek çok önemlidir.

   Şahit olduğum ilk doğum, bahçe kapımın önündeki koliye sığınıp doğum yapan bir kedinin doğumuydu. 5 saat süren bu süreci heyecanla izlemiştim. Ağır hareketlerle kutuya yerleşmesi, durup beklemesi, ıkınmaları, bebeği yavaşça çekerek çıkarması, temizlemesi, bunu diğer iki yavruya da sabırla yapması, göbek bağlarını kesmesi, plasentayı yemesi; her biri muazzam bir sükûnet ve rahatlıkla gerçekleşmişti. Sonunda 3 bebek kedi, annelerinin memelerini bulmuş, keyifli keyifli emiyordu. O ana kadar kediye nasıl yardım edebilirim, onu nasıl koruyabilirim, ya bir sorun olursa diye dertlenip durmuştum ama kedi, yorgun gözleriyle gözümün içine bakarak bana harika bir ders vermişti: doğa ne yapacağını bilir.
   Kadın bedeni ne yapacağını bilir. İçgüdüsel doğamız bize doğamızın gerekliliklerini yerine getirirken yol gösterir.
   Tanıdığım bir Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı doktor, “her kadın normal ve sorunsuz bir doğum yapabilir. %5 bir ihtimalle, sorun çıkması durumu vardır. Biz hekimler bu %5 için kadının yanında oluruz” demişti.
   Peki bu doğal süreç, bu kadar ağrılı olmak zorunda mı? Neden çekiyoruz bu sancıları?

Şükürler Olsun, Bebeğim Geliyor!
   Bebek doğum kanalında ilerlerken kardinal hareketlerini gerçekleştirir. Yani yolculuk boyunca karşılaştığı dirençlere göre pozisyonunu değiştirir ve yol alır. Bu hareketler, kaslara ve sinirlere baskı yaparak ağrı hissetmenize neden olur.
   Hissedilen sancılar dolayısıyla salgılanan stres hormonları, aynı zamanda bebeğin oksijen seviyesini de dengeler, akciğerlerini doğduktan sonra alacağı ilk nefeslere hazırlar.
   Bebek iyice yaklaştığında, doğum kanalındaki kaslar ve bölgedeki kemikler esneyerek bebeğe yol açar. Bu, elbette biraz ağrı vericidir ama bedeninizin bebeğinizin gelişine yardımcı olma biçimidir.

   Ağrı anneye rehberlik eder. Sancılar size gezinmeniz mi yoksa oturmanız mı gerektiğini söyler, rahatlamak için yapacağınız hareketler bebeğin doğabilmek için doğru konumu kazanmasına yardımcı olur. Bu da bebeğin mesajlarından biridir elbette, sadece iletişim yöntemi, doğal olarak, biraz vahşidir :)

Hormonlara İzin Ver
   Doğum sırasında salgılanan epinefrin ve norepinefrin hormonlarının korku, endişe gibi durumlarda daha fazla salgılanarak sancıları negatif yönde etkilediğinden bahsetmiştik. Bu hormonlar normal seviyede olduğunda, bebek için de faydalı aslında. Ancak doğumda doğanın birer nimeti kabul edebileceğimiz iki hormon daha aktif rol oynar, endorfin ve oksitosin.
   “Mutluluk Hormonu” da diyebileceğimiz bu iki hormonun salgılanması, kasılmaların düzene girmesini sağlar. Pelvik bölgede kasılmalar hissettiğinizde sinirler beyne daha çok oksitosin salgılaması için sinyal gönderir. Bu sayede rahim boynu kolaylıkla açılır ve ıkınma refleksleri gelir.
   Kısacası, sancı olmadan kolay kolay salgılanamayacak olan bu hormonlar, her şeyi düzenlemek ve anneyle bebeğini rahatlatmak için çalışırlar.
   Sancılara izin vermek, bu hormonların doğru çalışmasına da izin vermek demektir.

Ceza mı, Armağan mı?
   Ortaçağ Avrupa'sında doğum sancılarını, Havva'nın günahının bedeli olarak yorumlayanlar, bu sancıları dindirmek için ilaç kullanılmasını yasaklayacak kadar ileri gitmişti. Neyse ki bugün, bu sancıların neden olduğunu, ne işe yaradığını ve nasıl işlediğini biliyoruz. Üstelik onlarla baş edebilmek için onlarca yöntemimiz var! Bir sonraki yazıda sancılarla nasıl barışabileceğimizden bahsedeceğim. Mucizevi kadın bedeni, doğurmaya, hayat vermeye hazırdır. Bir bebeği dünyaya getirebilmek bir ceza değil, muazzam bir armağandır...

1 Ağustos 2012 Çarşamba

Doğum Sancıları I - Neler Oluyor?


Her hamile ya da hamile kalmayı düşünen kadın merak eder:  Doğum sancıları neye benzer? Nasıl başlar? Ne kadar sürer? Dayanabilecek miyim?

Annelerimizden, ninelerimizden, komşu teyzelerden dinlediğimiz doğum hikâyeleri kadar sinema filmlerinde veya dizilerde gördüğümüz o meşhur “bağıran kadın sahneleri” de doğum sancıları ile ilgili fikirlerimizi etkiler. Kimisi kolaycacık doğurduğunu anlatır rahatlıkla, kimisi saatlerce nasıl ağrı çektiğini anlatır hatırlamak istemeyerek.

Peki, nedir bu işin aslı astarı? Doğumda neden sancı çekiyoruz? Bu sancılar ne işe yarıyor? Çekmezsek olmaz mı sanki? Hem nasıl baş edeceğiz bununla?

Aşağıda Neler Oluyor?
Doğum sancısına neden olan faktörlerin çoğu, doğum sürecinin doğal gereklilikleridir. Vücut, enerjisinin büyük bölümünü dünyaya gelecek olan bebeği dışarı itmeye yöneltir. Bu süreçte açılan, kasılan, gerilen ve tam bir hormon fırtınası yaşayan kadın bedeninde neler olur?

Rahim Kasları: Doğum sürecinde rahim kaslarına ulaşan oksijen miktarının az olması, bu kasların acı verici biçimde kasılmasına neden olur.

 Serviks (Rahim Ağzı): Doğum başladığında rahim ağzı da incelmeye ve bebeğin dışarı çıkmasına izin vermek üzere açılmaya başlar. Buradaki gerilme de acı verici olabilir, özellikle bu bölgede ve vajina içindeki sinirlere bebek baskı yaptığında ağrı hissedilir.

Kemikler: Pam England’ın dediği gibi, “Bu kemikler doğurmak için yapılmıştır!” Kadınlardaki leğen kemiğinin erkeklerdeki leğen kemiğiyle kıyaslandığında en belirgin özelliği, esnek ve geniş olmasıdır. Doğum sırasında bu kemikler üzerinde yer alan kaslar ve bağlar, bebeğin rahatça geçebileceği şekilde doğum kanalını açmak üzere harekete geçerler. Eh, doğum dışında pek kullanmadığımız bu kaslar ve kemiklerin durumunu biraz yadırgayabilir, şaşkın bir ağrı hissedebiliriz elbet…

Boşaltım Organları: Sabırsızlanan bebek, annenin idrar yolu, idrar torbası ve rektumu üzerinde de baskı oluşturarak ağrıya sebep olur.

Doğum sürecinde vücutta gerçekleşen bu değişikliklerin ne kadar acı verici olacağını etkileyen bazı faktörler de şunlardır:

Hormonlar: Doğumda herhangi bir sebepten kaynaklanan aşırı endişe, korku gibi durumlarda salgılanan stres hormonları (epinefrin/adrenalin, norepinefrin/noradrenalin), hissedilen fiziksel acının daha fazla ve uzun hissedilmesine neden olur.

Bebeğin Durumu: Büyük ve tombul bebekler, sinirlere yapılan baskı açısından, biraz daha ağrı verici olabilirler. Ayrıca bebeğin pozisyonunun da ağrı miktarı üzerinde etkisi vardır. Ancak büyük bebek, onu doğuramayacağınız anlamına gelmez! Her kadının bedeni, bebeği için ne yapması gerektiğini gayet iyi bilir. Sadece bedeni doğru yönlendirebilmek gerekir.

Genel Sağlık Durumu/Psikolojik Durum: Bazı anneler kendilerini ağrılarla başa çıkma konusunda daha güçlü, sağlıklı ve pozitif hissederler. Durum böyle olmadığında ne yazık ki hormonlar yine devreye girecek ve hissedilen ağrı biraz daha fazla olacaktır.

Yalnızlık ve Güven Duygusu: Yapılan araştırmalar, doğuma psikolojik ve fiziksel olarak hazırlanmış olan annelerin doğumda daha az ağrı hissettiğini doğruluyor. Aynı şekilde, doğumda bir partnerin, ebenin veya doğum destekçisinin/dulanın desteğini alan kişilerin de kendilerini daha güvende hissederek doğum sancılarından daha az etkilendiği de kanıtlanmıştır.