1 Ağustos 2012 Çarşamba

Doğum Sancıları I - Neler Oluyor?


Her hamile ya da hamile kalmayı düşünen kadın merak eder:  Doğum sancıları neye benzer? Nasıl başlar? Ne kadar sürer? Dayanabilecek miyim?

Annelerimizden, ninelerimizden, komşu teyzelerden dinlediğimiz doğum hikâyeleri kadar sinema filmlerinde veya dizilerde gördüğümüz o meşhur “bağıran kadın sahneleri” de doğum sancıları ile ilgili fikirlerimizi etkiler. Kimisi kolaycacık doğurduğunu anlatır rahatlıkla, kimisi saatlerce nasıl ağrı çektiğini anlatır hatırlamak istemeyerek.

Peki, nedir bu işin aslı astarı? Doğumda neden sancı çekiyoruz? Bu sancılar ne işe yarıyor? Çekmezsek olmaz mı sanki? Hem nasıl baş edeceğiz bununla?

Aşağıda Neler Oluyor?
Doğum sancısına neden olan faktörlerin çoğu, doğum sürecinin doğal gereklilikleridir. Vücut, enerjisinin büyük bölümünü dünyaya gelecek olan bebeği dışarı itmeye yöneltir. Bu süreçte açılan, kasılan, gerilen ve tam bir hormon fırtınası yaşayan kadın bedeninde neler olur?

Rahim Kasları: Doğum sürecinde rahim kaslarına ulaşan oksijen miktarının az olması, bu kasların acı verici biçimde kasılmasına neden olur.

 Serviks (Rahim Ağzı): Doğum başladığında rahim ağzı da incelmeye ve bebeğin dışarı çıkmasına izin vermek üzere açılmaya başlar. Buradaki gerilme de acı verici olabilir, özellikle bu bölgede ve vajina içindeki sinirlere bebek baskı yaptığında ağrı hissedilir.

Kemikler: Pam England’ın dediği gibi, “Bu kemikler doğurmak için yapılmıştır!” Kadınlardaki leğen kemiğinin erkeklerdeki leğen kemiğiyle kıyaslandığında en belirgin özelliği, esnek ve geniş olmasıdır. Doğum sırasında bu kemikler üzerinde yer alan kaslar ve bağlar, bebeğin rahatça geçebileceği şekilde doğum kanalını açmak üzere harekete geçerler. Eh, doğum dışında pek kullanmadığımız bu kaslar ve kemiklerin durumunu biraz yadırgayabilir, şaşkın bir ağrı hissedebiliriz elbet…

Boşaltım Organları: Sabırsızlanan bebek, annenin idrar yolu, idrar torbası ve rektumu üzerinde de baskı oluşturarak ağrıya sebep olur.

Doğum sürecinde vücutta gerçekleşen bu değişikliklerin ne kadar acı verici olacağını etkileyen bazı faktörler de şunlardır:

Hormonlar: Doğumda herhangi bir sebepten kaynaklanan aşırı endişe, korku gibi durumlarda salgılanan stres hormonları (epinefrin/adrenalin, norepinefrin/noradrenalin), hissedilen fiziksel acının daha fazla ve uzun hissedilmesine neden olur.

Bebeğin Durumu: Büyük ve tombul bebekler, sinirlere yapılan baskı açısından, biraz daha ağrı verici olabilirler. Ayrıca bebeğin pozisyonunun da ağrı miktarı üzerinde etkisi vardır. Ancak büyük bebek, onu doğuramayacağınız anlamına gelmez! Her kadının bedeni, bebeği için ne yapması gerektiğini gayet iyi bilir. Sadece bedeni doğru yönlendirebilmek gerekir.

Genel Sağlık Durumu/Psikolojik Durum: Bazı anneler kendilerini ağrılarla başa çıkma konusunda daha güçlü, sağlıklı ve pozitif hissederler. Durum böyle olmadığında ne yazık ki hormonlar yine devreye girecek ve hissedilen ağrı biraz daha fazla olacaktır.

Yalnızlık ve Güven Duygusu: Yapılan araştırmalar, doğuma psikolojik ve fiziksel olarak hazırlanmış olan annelerin doğumda daha az ağrı hissettiğini doğruluyor. Aynı şekilde, doğumda bir partnerin, ebenin veya doğum destekçisinin/dulanın desteğini alan kişilerin de kendilerini daha güvende hissederek doğum sancılarından daha az etkilendiği de kanıtlanmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder