5 Mayıs 2012 Cumartesi

Doğumu Beklemek

   Hayatta her şeye hazırlıklı olmamız gerektiğini bir şekilde hepimiz biliriz. Buna rağmen yaşamlarımızdaki panik, endişe, korku ve pişmanlık oranlarına bakılırsa, pek başarılı olamadığımızı da açıkça görürüz.
   Nadir anlar ve olaylar vardır, bin nasihatten iyi olan, çok okuyandan bile daha iyi bilmemizi sağlayan bazı şeyler her zaman gerçekleşir. Kimi zaman hemen ders alırız olanlardan, kimi zaman da aradan zaman geçer ve anlam kazanır yaşananlar.
   Doğumu beklemek de böyle işte. Bir bekleme odası olmadığından, sehpadaki dergilerle oyalanamıyorsunuz. Anneliğe geçişine pek az kalmış gebe, vücudunu ve bütün hayatını bambaşka gözlerle izliyor. Baba bütün gündelik yaşamı tekrar, bir yabancı gözüyle gözden geçiriyor. Aile, eş dost, heyecan ve merakla haber bekliyor, seremonide yer almayı istiyor. Bebeği kucağına almayı dört gözle bekleyen herkes gibi eşya da hazır; bütün evde sevimli bir durgunluk.



   Teyzem, benden yalnızca beş yaş büyük. Bu yüzden hem anne yarısı hem de iyi bir oyun arkadaşı ve dost oldu benim için her zaman. İlk bebeğini bekliyor, bugün 40. haftasını doldurdu. Gökyüzünde son Yeniay'ı gördüğümde, "dolunayda gelecek bebek belki de, hadi hayırlısı" demiştim kendi kendime. Sonunda içim içime sığmadı, pılımı pırtımı toplayıp İstanbul'a geldim ve teyzemin evine yerleştim. 3 gündür beraberiz. 3 gündür hazırlanıyoruz. Bugün çantayı kapının yanına koyduğunu gördüğümde ben de çantamı hazırladım, her an her şey olabilir diye.
   Ev tertemiz, her şey yerli yerinde. Yemek yemeyi, hareket etmeyi, temizlenmeyi; hiçbir şeyi ertelemiyoruz. Aklıma gelen her şeyi, hemen yapıyorum 3 gündür. Her an her şey olabilir çünkü, fırsatımız olmayabilir bazı ufak tefek detaylara geri dönmeye.

   İlk geldiğim gün ufacık bir "ah" dediğinde elim ayağıma dolaşıyor, ta içerden koşup geliyordum "iyi misin" demeye. Sürekli saati kontrol ediyordum, acıkmış olabilir miyiz, başka bir şeye ihtiyacımız olabilir mi diye. Hatta sürahiyi gidip gelip kontrol edip "en son ne zaman su içtin sen?" dediğim bile oldu. Tavrımın biraz gerginlik yaratabileceğini fark ettiğimde durdum, nefes aldım ve düşündüm, kontrol/müdahale mekanizması devrede miydi yine? Yoksa arada sırada konuştuğum annem, anneannem, diğer teyzelerim vesaire, onların beklentilerine göre mi davranıyordum? "Duygu yanında, iyi bakar o teyzesine" mi diyorlardı acaba? Ben teyzeme bakmaya mı gelmiştim buraya sahi?
   İkinci gün yüklenip getirdiğim kitaplarıma dönmeye fırsatım olduğunda, kendime pek keyifli bir tatil seçmiş olduğuma karar verdim. Evin içinde yavaş yavaş "ah"layarak dolaşan neşeli bir gebe olunca her şey bambaşka mı görünüyordu ne? Her şeye hazır olma fikri yeterince yeni ve düşündürücüydü. Şimdi gün içinde planladığım her şeyi sırasıyla ve kolaylıkla yerine getiriyor,teyzem için ilk güne nazaran daha az endişeleniyordum. "İçgüdüsel Doğum" kitabından esinlenerek bir doğum projesi yapmaya karar vermiş hem, şahane bir kapı süsü hazırladı kendisine boncuklarla ve tüllerle. Şimdi onun adına endişelenmek, onu takip etmek yerine onu izlemenin keyfini keşfetmiştim sonunda. Gebeliği boyunca ara ara aklını kurcalayan sıkıntılarından eser yoktu sanki. Ya da daha detaylandırmadan söylemek gerek, o sadece bekliyor.
   Üçüncü gün, bugün, sadece beklemenin dinginliğine ben de erişebildim sonunda. Son kalan işlerimizi yavaşça halledip yerleştik. Dinlendik, sohbet ettik, uzandık, kitap okuduk. İyice sertleşen karnı bugün daha hareketli. Nedense herkesin aklından 4 Mayıs tarihi geçiyormuş, bugün gelmedi bebek. Ama hala vaktimiz var ve sadece bekliyoruz. Her şeye hazırız. Güzel bir doğumgünü pastası bile yaptık bugün :)

   Ne olacağını biliyoruz, nasıl olacağını bilmiyoruz. Zaten bildiğimiz hiçbir şeyin faydası olmadığını gördüğümüz bir süreçteyiz. Sadece beklerken, huzur içinde, içgüdülerimizle, içimizi dinleyerek dururken bilgi ve deneyimler silikleşiyor. 
   Süreci izlerken bütün önyargılarımı gözden geçirme fırsatım oluyor. Her ne kadar "doğumuna çok az kala bir gebeyle vakit geçirmek harika olacak" diyerek buraya geldiğimi düşünsem de etraftan aldığım "daha ilk hamileliği, gündüzleri de evde yalnız, yazık" mesajlarına düşündüğümden fazla önem vermiş olduğumu görüyorum.
   Neyse ki şimdi, ben olmasam da, hiç kimse de olmasa; ister ilk ister beşinci doğumunu gerçekleştirmek üzere olsun, ne yaptığını çok iyi bilen bir kadının yanında olduğumu biliyorum. Bir şekilde bütün kadınların böyle olduğunu hissetmek harika. Bekleme süreci, her hikayede farklı olsa da benzer mesajlar içeriyor olmalı. Zaten hazırız.


   
   Dolunaya iki gün kaldı. Doğuma ne kadar kaldı hala bilmiyoruz. Çantalarımız hazır. Eşya hazır, içimiz hazır. Hazırız. Bu dünyadaki en güzel şeyi bekliyoruz. Ben bile, saymakla bitmeyecek farkındalık ve anı biriktirdim şimdiden. Teyzemin durgun gözleri nereleri görüyor, rüyalarına neler giriyor kimbilir... Doğumdan sonra hepsini konuşacağız elbet. Şimdi hepimize, onu DoğumDiyarı'nda rahat bırakmak düşüyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder