27 Mart 2012 Salı

21 Mart - Her Şeyin Başlangıcı

Ekinoksu Hatırlıyor Muyuz?

Doğa tabanlı inanışlar çağlar boyunca Doğu'da ve Batı'da temelde aynı sisteme sahipti, ancak kültürel ve coğrafi farklılıklar nedeniyle farklı şekillerde uygulandı ve isimlendirildi.
Ana Tanrıça Astarte, Babil'de İştar'dı, Hindistan'da Kali'ydi, Yunanistan'da Demeter'di. Anadiliniz Saksoncaysa Ostara derdiniz ona; Nordik dillerse Freya derdiniz; Mısırlıysanız İsis ya da Nut ya da Hathor ya da Neith. (Tom Robbins, Sıska Bacaklar)
İsimler farklıydı ama, inanış aynıydı.
Bayramlar da öyle. Bütün inanışların en değerli bayramı, hatta çoğunun yılbaşı kabul edilen Bahar Ekinoksu mesela... Asya, Ortadoğu ve Avrupa'ya kadar bütün kültürlerde ortak anlamlar yüklenen bu gün, gecenin ve gündüzün eşit olduğu, doğanın uyandığı, bereketin ve doğurganlığın kutsandığı bir gün olarak kabul edildi. Çağlar boyunca Anadolu ve Orta Asya'da Nevruz olarak adlandırılan Bahar Bayramı, Avrupa'da Ostara, Easter (Paskalya) olarak kutlandı ve kutlanmaya devam ediyor. Bu özel günün dişilik ve doğurganlıkla alakasını hatırlatan en güzel ayrıntı, dişilik hormonu östrojen (estrogen)'in adının Tanrıça Eoster'in adından türetilmiş olmasıdır.

Doğa ile tam uyum içerisinde yaşayan insan, zamanın başından beri bu döngülere ayak uydurarak, saygı duyarak hayatta kalmayı sağladı. Bugün okullarda "gece ile gündüzün eşitlendiği, güneş ışınlarının dünyaya dik geldiği gün" olarak öğretiliyor ama, her ne kadar arketipik bilinçaltında bir hareketlilik hissetse de, modern insan doğanın doğum gününü kutlamayı ihmal ediyor.

Üstelik bu yıl Ekinoks, tam da Yeniay'a denk geldi. Tam anlamıyla bir başlangıç günüydü. Her yıl 21 Mart'ta heyecanlanır, kendimce okuyarak, yazarak, gezerek ve düşünerek kutlardım bu bayramı. Bu yıl ilk defa, içsel olduğu kadar, gündelik yaşamıma da katabildiğim bir kutlama yapmayı başardım.

Ekinoks Kutlamaları

21 Mart günü, kişisel kutlama günüydü! Evimdeki bütün enerjiyi yenileyebilmek için gerekli gördüğüm bütün değişiklikleri ve düzenlemeleri yaptım. Özellikle kıştan kalan meyve ve sebzelerle uğraşmak, hiç tahmin etmezdim ama, harika bir meditasyon biçimiydi. Portakallardan ve havuçlardan reçel, elmalardan sirke yaptım, dizdim mutfağıma. Likörlük meyveler ayıklandı, dolaplar boşaltıldı; bolluğa ve berekete güzelce yer açtım kısacası.
Aysız geceyi, Doğu'da Venüs ve Jüpiter'i, Batı'da Mars'ı rahatça izleyebileceğimiz sessiz bir tepede durup dinlenerek geçirdik, sevgilim ve iki arkadaşımla. Gece kuşlarını ve rüzgarı dinledik.

Ertesi gün, Doula yolculuğumun başlamasına vesile olan kadınlarla tanışmak, sohbet etmek ve kutlama yapmak için düzenlenen toplantıya katıldım. Kadınlığı ve dişiliği kutlayan, kutsayan bu güzel insanlarla bir arada olmak, başlı başına bir yolculuktu.

Kısacası, bu yılın başında, önemli bir başlangıç yaptım. Bildiklerimi, öğrendiklerimi, merak ettiklerimi paylaşmak ve o ilksel bilincin uyanmasına -hem kendi içimde, hem de bütün dünyada- katkıda bulunmak üzere yazmaya başladım.

Daha da yazacağım! Işığımız, sevgimiz ve merakımız eksik olmasın yeter ki... :)


2 yorum:

  1. yerim seni ben! yaz sakın vazgeçme benim gibi olma! öpüyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sen de yaz alev, güzel tanımlamalarından mahrum etme bizi :) ben de öptüm çok...

      Sil